29 ekim cunhuriyet bayramımızı daha bi coşkuyla kutlamak için güzide ülkemizin hangi güzel şehrine gitsek diye bi haftadır plan yapıyoduk bugrayla. önce kapadokyaya gidelim dedik ama sonra 3günlüğüne git gel çok yorulucağımızı fark ettik. en son sapancada karar kıldık. internetten bulduğumuz yiğit pansiyonu aradık rezervasyonumuzu yaptırdık. çarşamba gecesi bindik haydarpaşadan trene, tıngır mıngır vardık sapancaya 23.45te.

pansiyon yürüme mesafesindeydi ama öyle bir yağmur yağıyordu ki napsak diye düşünürken, trende pişmaniye satan mustafa abi imdadımıza yetişti. nereye gitcekseniz, bırakalım sizi gençler diyerek bize kucak açtı saolsun. pansiyona varıncaya kadar herşey yolundaydı. taa ki yiğit pansiyona varıp da yiğit bey amcayla karşılanşıncaya kadar. adam kabus gibi çöktü gecemize kapısını açtığı andan itibaren. ayırttığımız odada bi örümcek ağlarının sahibi örümcekler eksikti. yiğit bey amca da ibneye benzeyen sapık tipli bi herifti. adam dk1 gol1 repliğini an be an yaşattı bize gecenin kör saatinde.
su satıyor musunuz dedim satmıyoruz istersen çeşmeden iç ama tavsiye etmem dedi. çok susadıysan çık burdan 50 mt ötede köşedeki büfede vardır dedi.(varan1).
tv yi açtık çok ses yapmayın diğer konuklar uyanmasın dedi.(varan2).
oda kahvaltı ayırtmıştık, çok gelen oldu hepsi oda kahvaltı dedi kahvaltıyı iptal ettim dedi (varan3).
internet var dediydi odadan çıkmasıyla saat 12yi geçti diye interneti kapattı gavat (varan4).
neyse bunların üzerine sinirlendik tabi çıkalım bari dışarda ne var ne yok bi turlayalım sabah da erkenden başımızın çaresine bakarız dedik. gittik büfeeden suyumuzu aldık, gölün oraya gittik, bi kaç dk turladık sabah ilk trenle geri dönmeye karar verdik. valla o eski ikinci dünay savaşından kalma battaniyeleri örtmeyi gözümüzü yemedi, allahtan ben yanımda çarşaf marşaf götürmüştüm de onla idare ettik.sabah 7'ye saat kurmuş olmama karşın 6da kalktım aradım saatleri öğrendim 9.40ta varmış tren. bi duş alalım çıkarız dedik. o da ne şampuan yok, sevgili kahramanım

buğra üşenmedi gitti büfeden şampuan alıp geldi, ama bu sefer de şofben bozuk çıktı, kaldık mı ayazda soğuk suyla başbaşa. bunun üstüne bi hışım toplandık vurduk kapıyı çıktık, tuttuk tren istasyonunun yolunu.

trenle yolculuk pek keyifliydi aşkı memnuyu izleye izleye dönüyoduk ki HEREKE'den geçtiğimizi farkeden buğra bi telaşla hadi inelim burası çok güzel kahvaltımızı burda yaparız dedi. iyiki de demiş. Herek hakikaten süper bi yerdi mis gibi bir kahvaltı yaptık.

madem burası hoşumuza gitti burda kalalım tatilimizi yiğit gavatı yüzünden mahvetmeyelim dedik. Kocaeli üniversitesinin uygulama oteli varmış oraya gittik. lakin onlar da 29 ekimi kutladıkları için otel hizmet vermiyodu.Körfeze gitmemizi önerdiler, biz de dinledik bindik minübüse körfeze doğru yola çıktık ama orda da uygun bi yer bulamıycağımız söyledi minübüs şoförü ahmet abi. peki dedik biz izmite gidelim ordan da otobüsle döneriz istanbula napalım kısmet diilmiş kalmak dedik gittik otogara. burda da mermeroğlu turizmden aldığımız biletler kamberoğlu olarak fişe yansıyıp özurfa seyahat otobüsüyle karşımıza çıktı!!! otobüse bi bindik tek türk bizdik. çalan türkülerde ortada çekilen halaylardan hiç bahsetmeyeyim. güç bela döndük evimize. oh beee dedik neyine senin orda burda bayram kutlamak, otur oturduğun yerde kutla star tvde uğur abiyle birlikte!!!
bu uzun anlatıdan çıkarmanız gereken sonuç:
1- sapanca güzel yer amam kalıcak doğru düzgün bi pansiyon yok. yiğit pansiyonu zaten saymıyorum.
2- hereke çok güzel bi yer üstelik trenle bi saat. bi pazar toplaşıp kahvaltıya gitmeli.